SON DAKİKA
escort izmirescort izmirescort izmir

ABD’nin Washington Post gazetesinden David Ignatius, Suudi gazeteci Cemal  Kaşıkçı cinayetinin arka planında Suudi Kraliyet ailesi içinde yaşanan çatışma ve düşmanlıkların olduğunu savundu.

Bu haber 28 Kasım 2018 - 11:45 'de eklendi ve 142 kez görüntülendi.

Washington Post gazetesinde, Suudi gazeteci  Cemal Kaşıkçı cinayetinin arka planında Suudi Kraliyet ailesi içinde yaşanan  çatışma ve düşmanlıkların olduğu iddia edildi. 

Gazetenin kıdemli yazarlarından David Ignatius, “Kaşıkçı cinayetinde  Suudi ailesi içindeki kıyasıya düşmanlığın kökleri var” başlıklı makalesinde,  “Cemal Kaşıkçı’nın acımasız cinayetinin arkasında, Suudi kraliyet ailesi içinde  Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın paranoya ve pervasızlığını besleyen bir güç  mücadelesi yatıyor” ifadelerini kullandı.

Suudi Kral Abdullah’ın Ocak 2015’teki ölümünden sonra hanedan içinde  iktidarı ele geçirme savaşının başladığını belirten Ignatius, Kral Abdullah’ın  oğlu Turki bin Abdullah yanlıları ile Veliaht prens Muhammed bin Selman yanlıları  arasında yaşananların ‘casusluk romanlarını’ aratmayacak düzeyde olduğunu  vurguladı.

Hanedan içindeki öfke girdabı Kaşıkçı’yı içine çekti

Ignatius, ülkede önde gelen Suudiler ile Suudi Arabistan konusunda  uzman Amerikalı ve Avrupalı kaynaklara dayandırdığını belirttiği makalesinde,  Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ın iktidarı ele geçirdikten sonra düşman olarak  gördüklerine karşı gittikçe gergin ve saldırgan tutum takındığını, yurt içi ve  yurt dışındaki muhaliflerin kaçırılarak gizli bölgelerde işkence ile  sorgulandığını savundu.

Hanedan içindeki bu kanunsuzluk ve öfke girdabının Kaşıkçı’yı da içine  çektiğini belirten Ignatius, şöyle devam etti:

“İstihbarat bulgularını gözden geçiren ABD ve Suudi uzmanlarının temel  noktası şu: Kaşıkçı, Riyad’daki kraliyet tarafından gönderilen, 18 ay önce  oluşturmuş hızlı aksiyon yeteneği bulunan bir ekip tarafından öldürüldü.  Kasıkçı’nın kışkırtıcı gazeteciliği, Katar’a ve Türkiye’ye olan bağları, gittikçe  otokratikleşen Veliaht Prensi kızdırıyordu ve Temmuz 2018’de (Kaşıkçı’nın) ‘geri  getirilmesi’ emrini verdi. ABD istihbaratı, üç ay sonra Kaşıkçı’nın İstanbul’da  kaybolmasına kadar bunu tam anlamadı.”

Kushner’in ziyaretinden sonra muhaliflere baskılar arttı

ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı ve başdanışmanı Jared Kushner’in  Ekim 2017’de Bin Selman’a yaptığı içeriği gizli özel bir ziyaretin ardından  Veliaht Prensin muhaliflere karşı baskıları artırdığı, 200’den fazla Suudi prens  ile iş adamının Riyad’daki Ritz Carlton Oteli’ne hapsedildiği hatırlatılan  makalede, Bin Selman’ın düşman listesinin en başında ise Turki bin Abdullah’ın  yer aldığı, Bin Abdullah’a en yakın isimlerden askeri danışmanı General Ali el  Kahtani’nin de gözaltında tutulduğu sırada öldüğüne işaret edildi.

Makalede, Bin Selman’ın ABD’yi ilk defa Obama yönetimi sırasında  ziyaret ettiği, enerjisi ve reformcu fikirleri nedeniyle Washington’da kendisine  yönelim olduğu kaydedildi.

Ignatius, diğer yandan Bin Selman’ın muhalifi Turki bin Abdullah  yanlılarının da Asya ülkelerinde önemli bağlantılar sağladığı ve bunların Bin  Selman’ın reform gündemini rahatsız ettiğini belirtti.

Makalede, Kral Abdullah’ın oğlu Turki bin Abdullah’ın yakın  çevresinden Ubeyd adlı iş adamının Çin’de Veliaht Prensin ekonomik söylemlerine  aykırı temaslarda bulunmasından dolayı Suudi istihbaratı yetkililerince Çin  makamlarına hakkında ‘Pakistanlı teröristleri finanse eden iş adamı” ihbarı  yapılarak ülkeye geri getirilmeye çalışıldığı ancak bu operasyonun Çin devletine  karşı ‘utanç verici bir başarısızlıkla’ sonuçlandığı kaydedildi.

Aile içindeki bu çekişmelerin Kaşıkçı’nın ölümüne götüren bir  paranoyak zihniyeti beslediğini ifade eden Ignatius, Ubeyd’in Çin’den kaçırılma  girişiminin Kaşıkçı’nın İstanbul’daki durumuna benzediğini savundu.

“Bin Selman, Saddam Hüseyin’in günlerini hatırlatıyor”

Bin Selman’ın bu operasyonlarda direkt müdahelesine yönelik şu ana  kadar ‘kesin bir delil’ bulunamadığını savunan yazar, Ubeyd ve Kaşıkçı  operasyonlarının kraliyet içinde özel bir hücre yapı tarafından organize edilmiş  olabileceğini iddia etti.

Makalede şu görüşlere yer verildi:

“Riyad’daki Bin Selman’ın acımasız paranoyası Saddam Hüseyin  günlerindeki Bağdat’ı hatırlatıyor. Kaşıkçı’nın öldürülmesiyle ortaya çıkan bu  ışık tutmalar, bölgeye ezici bir biçimde gelen Saddam benzeri despotizm eğilimini  kontrol etmek için Suudi Arabistan’a ve ABD’ye son şansı veriyor. Krallığın ana  müttefiki olarak ABD, bu aile çatışmasını Suudi Arabistan’a ve dünyaya daha fazla  zarar vermeden yatıştırmak zorundadır.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.