h Dolar 8,4705 %-0.55
h Euro 10,2921 %-0.55
h Çeyrek Altın 801,00 %0,36
h BIST100 1.441,33 %-0.24
a İmsak Vakti 02:00
Giresun 18°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Giresun Net Haber

Giresun Net Haber

15 Mayıs 2021 Cumartesi

BİSİKLETLİ ZABITADAN İLK DEVRİYE

BİSİKLETLİ ZABITADAN İLK DEVRİYE
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İBB, doğa dostu bir çözümle kent genelindeki zabıta denetimlerinde ciddi bir tasarruf kapısı açtı.

MTV, trafik sigortası, muayene, periyodik bakım, kasko ve akaryakıt gibi masrafları olmayan “Bisikletli Zabıta” birimini kurdu. Göreve başlayan ekipler, atlı zabıtalarla birlikte Beyoğlu, Taksim Meydanı, İstiklal Caddesi ile Üsküdar Meydanı ve Salacak’ta devriye attı. Bisikletli Zabıta ekipleri, daha çok, İstanbul’un turistik meydanlarında ve sahillerde görev yapacak. Haberi, sosyal medya hesaplarından Başkan İmamoğlu duyurdu. 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), kentin marka değerine katkı yapacak bir ilke daha imza attı. İnsan sağlığı ve çevre duyarlılığı konusunda farkındalık yaratan Bisikletli Zabıta birimini kurdu. Ekipler, ilk devriyelerini İstanbul’un sembol meydanlarında attı. Bisiklet kullanımı, İBB’nin zabıta hizmetlerini yaşama geçirme konusundaki manevra alanını genişletmenin yanı sıra ciddi bir yakıt tasarrufuna da kapı açtı. 

İMAMOĞLU DUYURDU

Son dönemde kullanımında artış gözlenen bisikletten, İBB hizmetlerinde de yararlanılmaya başladığının haberini Başkan Ekrem İmamoğlu sosyal medya hesaplarından şöyle duyurdu:

 “Bisikletli Zabıta. İstanbul’un önemli noktalarında bisikletli ve atlı zabıtalarımız göreve başladı. Bu bayramda Bisikletli Zabıtamız; Beyoğlu, Taksim Meydanı, İstiklal Caddesi ile Üsküdar Meydanı ve Salacak’ta Atlı Zabıta ile birlikte görev yaptılar.”

PANDEMİDE BİSİKLET TERCİHİ ARTTI

Son dönemde yaşanan gelişmeler hakkında bilgi veren İBB Zabıta Daire Başkanı Engin Ulusoy da şunları kaydetti: 

“Geçen yıl İBB Zabıta Teşkilatımıza kazandırdığımız ve tarihinde ilk olan İBB Atlı Zabıta birimine bu yılda yine tarihinde bir ilk olan İBB Bisikletli Zabıta ekiplerini dâhil ettik. İnsana, doğaya saygılı, elektrikli çevre dostu araçlar ile Zabıta denetim hizmetlerini geliştirmeye devam edeceğiz. Ülkemizde pandeminin de etkisi ile birlikte bisiklet kullanımında ciddi oranda artış gözlemlendi. Uzun yıllar bisiklete binmeyen insanlar hem sağlıklarını korumak hem spor yapmak hem de sosyal mesafe açısından toplu taşıma araçlarını kullanmadan ulaşım ihtiyaçlarını karşılamak için bisikletli yaşamı tercih etmeye başladılar.” 

DÜŞÜK MALİYETLİ VE ÇEVRECİ DENETİM

Bir aracın yıllık giderlerinde MTV (Motorlu Taşıtlar Vergisi), trafik sigortası, muayene, periyodik bakım, kasko ve akaryakıt gibi kalemler yer alıyor. Bunlar üst üste toplandığında ciddi bir maliyet ortaya çıkıyor. Son yıllarda kamu hizmetlerinde gereksinim duyulan araçların artmasıyla birlikte kurumların mali kaynakları üzerindeki baskı da büyüyor. 

Doğa dostu bir çözümle kaynak kullanımında önemli bir verim elde etmeye başladıklarına değinen İBB Zabıta Daire Başkanı Ulusoy, şu bilgileri paylaştı:

 “Motorlu araçlar ile sürdürülen zabıta hizmetleri artık bisiklet ile de entegre edilerek yıllık maliyet planında büyük oranda tasarruf sağlanması planlandı. İstanbul’da nüfus yoğunluğuna paralel yaşanan trafik problemleri, hava kirliliği ve gürültü hem insan sağlığını hem de kent yaşantısını olumsuz yönde etkilemektedir. Sağlıklı, ekonomik ve doğa dostu olan bisiklet, kent içi ulaşım problemlerinde en önemli çözümlerden biri olarak görülmektedir. Doğalgaz ve petrol gibi fosil yakıtların kullanımı sonucu ortaya çıkan karbondioksit gazı, çevreyi tehdit eden faktörler arasındadır. Bisikletli ulaşım, karbon salınımını azalttığı için çevre dostudur. Motorlu araçlar ile sürdürülen zabıta hizmetlerinin bir kısmı artık Atlı Zabıta ekiplerinin yanı sıra Bisikletli Zabıta ekipleri ile çok daha ekonomik, sağlıklı ve doğa dostu olan bisikletlerle yürütülecek. Bisikletli Zabıta ekipleri, İstanbul’un turistik meydanlarında ve sahillerde denetimlerini sürdürecekler.”

Devamını Oku

ÜLKEMİZDE HER ÜÇ KİŞİDEN BİRİ YÜKSEK TANSİYON HASTASI

ÜLKEMİZDE HER ÜÇ KİŞİDEN BİRİ YÜKSEK TANSİYON HASTASI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kalp krizini tetikliyor, beyin damarlarında anevrizmaya (baloncuk) yol açtığı için inmeye neden oluyor, böbrek fonksiyonlarını ve görmeyi bozuyor…

Hayati risk taşıyan bu sağlık sorunlarına yol açan bu faktör, yüksek tansiyon! Ülkemizde her üç kişiden biri yüksek tansiyon hastası. Üstelik sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı giderek daha fazla kişinin tansiyon sorunu yaşaması anlamına geliyor. Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, hiçbir belirti olmasa bile tedavi edilmeyen yüksek tansiyonun vücuda hasar verdiğine dikkat çekerek “Yüksek tansiyon özellikle kalp, damar sistemi, göz, beyin ve böbrekler üzerinde olumsuz etkilere sahip. Beyin damarlarında anevrizmaya, kalp yetersizliği ve kalp krizi riskinde artışa yol açabiliyor. Bu nedenle yüksek tansiyon yaşayan herkesi, yaşam tarzını mümkün olan en kısa sürede değiştirmek zorundadır. Doğru beslenme ve egzersiz ile stresten uzak kalmak her şeyden önce gelir.” diye konuşuyor.

Her kalp atışında vücuda pompalanan kanın damar duvarlarına uyguladığı baskı, tansiyon olarak tanımlanıyor. Halk arasında “büyük tansiyon” olarak bilinen sistolik basınç, kalp attığında kalp kasının kasılmasıyla oksijenden zengin kanın damarlara pompalandığında ortaya çıkıyor. Diastolik kan basıncı ise kalp kası gevşediğinde kan damarlarında oluşan basınç olarak tanımlanıyor ve “küçük tansiyon” olarak biliniyor. Sistolik basıncın 120 mmHg ve diastolik basıncın 80 mmHg düzeyinde olmasının “normal tansiyon” olarak tanımlanabileceğini anlatan Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, “Hipertansiyon nedenlerine göre esansiyel yani primer ve sekonder  olarak iki gruba ayrılır.” diyor. 

Yaş ve kalıtsal yatkınlık, en önemli etken

Primer gruptaki hipertansiyon faktörlerinde yaş ve kalıtsal yatkınlık öne çıktığını belirten Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, şöyle devam ediyor: “Yaşam tarzı, obezite, aşırı tuzlu besinler, yüksek alkol tüketimi, egzersiz eksikliği, sigara, stres veya doğum kontrol hapları gibi bazı ilaçlar da bu esansiyel hipertansiyonun nedenidir. Sekonder hipertansiyona yol açan etmenler olarak da böbrek dolaşım sorunlarını ve hormonal bozuklukları sayabiliriz. Bu   nedenlerin tedavileri sonrasında hipertansiyon da gerilemektedir.”

Baş ve ense ağrısı ilk belirtiler

Yüksek tansiyonun en önemli belirtisi ise baş ve ense ağrısı ile baş dönmesi. Ayrıca nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, görmede bozukluk da oluşabileceğini belirten Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, seyrek olarak da halsizlik, yorgunluk, kulaklarda çınlama, ciddi yüksek seviyelerde de burun kanaması, gece uykudan uyanıp idrara çıkma ve bacaklarda şişlik gibi belirtilere de rastlandığını kaydediyor. 

Kadınlarda menopozla birlikte artış görülüyor

Ülkemizde hipertansiyonun görülme sıklığı son derece yüksek. Ülkemiz nüfusunun yüzde 31.2’sinin tansiyonunun 140-90 mmHg düzeyinin üstünde olduğunu belirten Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, “Kadınlarda bu oran yüzde 36, erkeklerde ise yüzde 30 civarındadır. Yüksek tansiyon 50 yaş altı erkeklerde, kadınlara göre daha sıktır. 50 yaş üstünde ise kadınlarda  daha sık görülmekte ve toplamda kadınlardaki oran daha fazla izlenmektedir. Bunun da en belirgin nedeni kadınlardaki menopoz dönemindeki hormonal değişimlerin etkisidir.” diye bilgi veriyor.

Tanı için en az bir haftalık takip şart

Kan basıncının 140/90 mm Hg üzerinde olması kişinin hipertansiyon hastası olabileceğini gösteriyor. Ancak tanının fizik muayene, elektrokardiyogram, ekokardiyografi, 24 saatlik kan basıncı takibi (tansiyon holter) ve laboratuvar testleri ile konulduğunu anlatan Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, “Hekim kontrolünde yapılan bu testler, hastalığın derecesini ve tedavi süreçlerini de belirler. Tanı için tansiyon en az 1 haftalık tansiyon takibi gerekir. Böylece hastanın ortalama tansiyon değerlerini görmek ve hipertansiyonun evresini tespit etmek mümkün olabilir. Yüksek tansiyon hafif, orta ve ağır olmak üzere üç evrede ele alınıyor.” diyor. 

Tedavi süreci hastaya göre şekillenmeli

Günümüzde yüksek tansiyon tedavisinde etkili ilaçlar bulunuyor. Farklı aktif bileşenlerin kombinasyonu ile birçok hastaya en iyi şekilde yardımcı olunduğunu kaydeden Dr. Aslıhan Eran Ergöknil “Doktorun sanatı, her birey için en etkili kombinasyonu belirlemede yatmaktadır. Bu hastadan hastaya değişir, yani hastanın genel risk profili, kardiyovasküler hastalıklar için bireysel risk faktörlerinin toplamı, obezite, sigara, alkol tüketimi, diyabet, yüksek kolesterol seviyeleri gibi faktörler ile tıp geçmişinde kalp krizi, felç gibi öykülerin olması hastaya göre tedaviyi şekillendirmektedir.” diye bilgi veriyor.

Limon ve sarımsak tansiyon düşürüyor

Bazı sebze ve meyveler, yüksek tansiyonun düşürülmesinde etkin rol oynuyor.

Limonun kan damarlarının esnekliğini sağladığını ve kan basıncını düşürdüğünü ifade eden Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, diğer besinler hakkında da şu bilgileri veriyor: “Sarımsak da halk arasında tansiyon düşürücü etkisi en çok bilinen besindir. İçeriğindeki nitrik asit ile hidrojen sülfür, kan basıncını düşürür. Ayrıca havuç, domates, kereviz, muz ve kayısının da tansiyon değerlerinin artışına engel olduğu biliniyor.”

Yüksek tansiyona karşı en iyi önlem: 

Sağlıklı beslenme ve spor

Hipertansiyondan korunmak için yapılması gerekenlerin başında beslenmeye dikkat etmek geliyor. Beden kitle BMI 25’ten az olması gerektiğini vurgulayan Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, diğer önerilerini şöyle sıralıyor:

  • Az yağlı beslenmeye dikkat edilmeli, hayvansal yağlar yerine kaliteli bitkisel yağ tüketimine özen gösterilmeli.
  • Beyaz un, makarna ve tatlı yiyecekler gibi basit karbonhidratlardan uzak durulmalı. 
  • Kan şekeri seviyesini çok fazla etkilemeyen ve böylelikle vücut ağırlığını düşürmeye yardımcı olan tam tahıllı ürünler tüketilmeli. 
  • Çok fazla tuz da kan basıncını artırdığından, tuz bakımından zengin gıdalardan kaçınılmalı, tuz tüketimi azaltılmalı. 
  • Jambon, füme et veya kurutulmuş balık gibi işlenmiş veya tuzlanmış et ve balık ürünleri, sosis ve sosis ürünleri ile sodyum içeriği yüksek peynirler, poşetlerde hazır yemekler, konserve yiyecekler ve çorbalar, tuzlu atıştırmalıklar ve cipslerin yanı sıra tuzlu fındık ve patates kızartması gibi yiyeceklerden de uzak uzak durulmalı.
  • Haftada yaklaşık üç kez 30 ila 45 dakikalık egzersiz, yürüyüş yapılmalı. 
  • Sigaradan uzak durulmalı, alkol tüketimi azaltılmalı, stres seviyesi düşürülmeli.
Devamını Oku

“DİJİTAL BENİM İŞİM”DE YARIŞMA HEYECANI BAŞLADI

“DİJİTAL BENİM İŞİM”DE YARIŞMA HEYECANI BAŞLADI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Teknolojinin gücünü kadınların potansiyeliyle buluşturmak üzere Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü ve Türkiye Vodafone Vakfı işbirliğiyle hayata geçirilen “Dijital Benim İşim” projesinde yarışma heyecanı başladı.

18 yaş üstü kadınların dijital becerilerinin artırılmasının amaçlandığı projede “Dijital Pazarlama” eğitimini tamamlayan kadınlar arasında Sosyal Medya Kampanya Yarışması düzenlenecek. Yarışmada katılımcılardan seçtikleri bir küçük işletmenin sosyal medya hesaplarını 1 ay boyunca yönetmeleri istenecek. Yarışma sonucunda ilk 3’e giren yarışmacılara para ödülü, 2 yarışmacıya ise Jüri Özel Ödülü verilecek.

Sosyal Medya Kampanya Yarışması’na başvurular 21 Mayıs’a kadar devam edecek. Başvuru için bir motivasyon mektubu ve iş planı beyan etmek yeterli olacak. Ön elemeyi geçen başvuru sahipleri yarışmaya katılmaya hak kazanacak. 

Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Yusuf Büyük şunları söyledi:

“Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü olarak, bir ülkenin sahip olduğu en değerli doğal kaynağın insan olduğundan hareketle; yetenekleri, yaşları, öğrenim düzeyleri çok çeşitli olan ve kendini geliştirmek isteyen tüm bireylere eğitim desteği sağlamaya devam ediyoruz. ‘Dijital Benim İşim’ projesi bu amaçla gerçekleştirdiğimiz ve dezavantajlı kadınların dijital alanda güçlendirilmesini hedefleyen harmanlanmış eğitim modeli ile hazırlanan bir projedir. Proje ile 13 ilde Dijital Okuryazarlık ve Dijital Pazarlama eğitimlerimiz devam ediyor ve projenin etki alanı kadınların yoğun ilgisi ile gün geçtikçe büyüyor. Aralık ayında başlayan eğitimlerimizle bugüne kadar yaklaşık 4 bin kadına dijital alanda eğitim vermenin sevincini yaşıyoruz. Proje kapsamında kadınlara sadece eğitim vermiyor, Sosyal Medya Kampanya Yarışması ile bu eğitimleri hayata geçirmeleri için de olanak sağlıyoruz. Eğitimlerin uygulamaya dönüştüğü bu yarışmada tüm kursiyerlerimize başarılar diler, hayat boyu öğrenen bir Türkiye için çalışmalarımızın devam edeceğini belirtmek isteriz.”

Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel şunları söyledi: 

“Türkiye Vodafone Vakfı olarak, yaptığımız her işin bir amaca hizmet etmesi gerektiğine inanıyoruz. ‘Dijital Benim İşim’ projesini de amaç odaklı vizyonumuzdan yola çıkarak tasarladık. Hem toplumun dijitalleşmesine katkıda bulunacağımız, hem de kadınların gelişimini destekleyeceğimiz bir projeyi hayata geçirdik. Bu projeyle, teknolojinin gücünü kullanarak kadınları meslek sahibi yaparken, dijital toplum hedefimize de bir adım daha yaklaşmış olacağız. ‘Dijital Benim İşim’ projesiyle kadınların dijitalleşme potansiyelini farklı eğitim programlarıyla ortaya çıkarmaya devam ediyoruz. Proje kapsamında verdiğimiz 40 saatlik ‘Dijital Pazarlama’ eğitimini tamamlayan kadın kursiyerler arasında Sosyal Medya Kampanya Yarışması düzenliyoruz. Bu yarışmada kursiyerlerimizden seçtikleri bir küçük işletmenin sosyal medya hesaplarını 1 ay boyunca yönetmelerini isteyeceğiz. Kursiyerlerimize eğitimde edindikleri bilgileri gerçek hayatta uygulama imkânı sunacağımız bu yarışmanın onlar için önemli bir deneyim olacağına inanıyor, kendilerine şimdiden başarılar diliyoruz. Türkiye Vodafone Vakfı olarak, kadınların hayatını dijital teknolojilerin sunduğu imkânlarla kolaylaştırmaya devam edeceğiz.”

13 ilde yaklaşık 12 bin kadına ulaşılacak

“Dijital Benim İşim” projesi kapsamında, kadın kursiyerlere 24 saatlik “Dijital Okuryazarlık” ve 40 saatlik “Dijital Pazarlama”eğitimleri veriliyor. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Samsun, Mardin, Afyonkarahisar, Elazığ, Sivas, Ağrı, Kastamonu ve Gaziantep’te düzenlenen eğitimler, bu illerdeki Halk Eğitimi Merkezlerinde görevli 140 eğitici tarafından veriliyor. Proje kapsamında eğitimlerin bir kısmı sınıf içinde yüz yüze verilen eğitimler, bir kısmı da Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü Uzaktan Eğitim platformu üzerinden izlenen videolar şeklinde gerçekleşiyor. Projeyle 13 ilde yaklaşık 12 bin kadına ulaşılması hedefleniyor. 

Dijital mesleki eğitim veriliyor

“Dijital Benim İşim” projesi kapsamında verilen “Dijital Pazarlama” eğitimleriyle, kadınlara dijital beceri kazandırılması ve dijital mesleki eğitim verilerek işgücüne katılmalarına olanak sağlanması hedefleniyor. Eğitim konuları arasında Pazarlamaya Giriş ve Dijital Pazarlamanın Temelleri, Sosyal Medya Yönetimi, Görsel Üretimi ve Yönetimi, Mobil Pazarlama, Dijital Pazarlamada Güncel Stratejiler, E-Posta Pazarlama, Halkla İlişkilerde Temel Yaklaşımlar ve Dijitalde İtibar Yönetimi, Yasal Düzenlemeler, E-Ticaret, Arama Motoru Pazarlaması, Sosyal Medya Yönetimi bulunuyor. Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü de “Dijital Pazarlama” eğitimlerine yoğunlaştırılmış iş ve meslek danışmanlığı programı İş Kulübü ile destek oluyor.

Devamını Oku

Uyku arası bilinçsiz yemek yeme semptomuna dikkat!

Uyku arası bilinçsiz yemek yeme semptomuna dikkat!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gece uyanıp bilinçsizce yemek yemenin, beynin uyku uyanıklık kontrolünde yaşanan sorundan kaynaklandığını belirten uzmanlar, bu durumu uyurgezerliğe benzetiyor.

Çoğunlukla genç kadınlarda görülen ve bir uyku bozukluğu olan bu sorun, kişiye aşırı kilo aldırabiliyor. Uyku sırasında kişinin farkında olmadan tehlikeli gıdalar yiyerek zehirlenebileceği uyarısında bulunan uzmanlar, bu durumun ilaç tedavisiyle ortadan kalkabileceğini belirtiyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, gece uykudan uyanıp bilinçsiz yeme semptomuyla ilgili önemli bilgileri paylaştı.

Rüya halinde bilinçsiz yemek yenir

Gece uyanıp bilinçsizce yemek yemenin bir sorun olduğunu belirten Prof. Dr. Barış Metin, “Bu sorunu yaşayan kişilerde beynin uyku-uyanıklık kontrolünde bir sorun var. Kişi uykusundan kalkıyor yemek aramaya başlıyor ama aslında o anda beyin halen uyuyor. Yani aslında rüya halinde bilinçsiz yemek yeme söz konusu. Hastalığın nedeni anlaşılmış değil ancak uykuda hareketsiz olarak yatmamızı sağlayan mekanizmalarda bir bozukluk olduğu söylenebilir. Ayrıca kişinin uykusunun sık bölünüp uyanıklıklar yaşanması da hastalığı tetikleyebilir.” dedi.

Aşırı miktarda kilo artışı olur

Bu rahatsızlığa sahip bireylerin gece uykusundan uyanıp bol miktarda yemek yediklerini belirten Prof. Dr. Barış Metin, “Bu aşırı yemek yemelere bağlı olarak aşırı miktarda kilo artışı olur. Hastalar genelde bilinçsizce yer. Yani uykudan uyanıp yemek aradıkları ve yedikleri sırada bilinçleri yerinde değildir ve beyin halen uyku halindedir.” diye konuştu.

Uyku uzmanına gidilmeli

Bu hastalığın en önemli belirtisinin gece uykudan uyanıp bilinçsizce yeme olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Barış Metin, genelde aşırı kalorili gıdaların tüketildiğini söyledi. 

Bu durumun psikiyatrik bir bozukluk değil, parasomni yani uyku bozukluğu olduğunun altını çizen Prof. Dr. Barış Metin, “Hatta bazı bireyler yenilmeyen veya toksik maddeleri de tüketmeye çalışabilir. Kişi kendi iradesi ve bilinci açık olarak yemek yemediğinden psikoterapi ile düzelmesi de beklenmez. Bu rahatsızlık bir uyku bozukluğudur. Bazı hastalarda aşırı yemek yeme ve kilo almaya bağlı depresyon ve çaresizlik hissi görülebilir. Bu durum tedavi edilebilir olduğundan çaresizlik hissetmek yerine uyku uzmanına girmek tercih edilmelidir.” tavsiyesinde bulundu.

Genç kadınlarda daha sık görülüyor

Uykuda yürüme yani uyurgezerlik hastalığıyla bu durumun benzerlik gösterdiğini aktaran Prof. Dr. Barış Metin, uyurgezerlik hastalığında da kişilerin bilinçli olmadan, uykudan kalkıp yürüdüğünü anlattı. Prof. Dr. Barış Metin şöyle devam etti: 

“Uyku ilişkili yeme bozukluğunda da tipik olarak kişiler yemek yediklerinin farkında değillerdir. Ayrıca hastalarda huzursuz bacak sendromu, uykuda periyodik hareket bozukluğu ve uyur gezerlik de sıklıkla bulunabilir.  Bu hastalığa sahip bireyler genelde genç yaştaki kadınlardır. Uykudan kalkıp bilinçsizce buzdolabına gidip yemek yerler. Yedikleri şeyler sıklıkla çok garip besinler olabilir. Buzluktan donmuş gıdaları yiyen, gıdaların ambalajlarını yiyen hastalarım bile oldu. Hastalar yemek yediklerini genelde hatırlamaz, ayrıca kendilerini kontrol edemediği için buzdolabına kilit takan hastam dahi oldu.”

İlaç tedavisi uygulanıyor

Bu hastalığın tedavi edilebildiğini kaydeden Prof. Dr. Barış Metin, ilaç tedavisi uygulandığını, bu durumu kontrol altına alınmasını sağlayan ilaçlar bulunduğunu söyledi. Dr. Barış Metin, uyku ile ilişkili yemek yeme bozukluğu olan hastaların tedavi olmazsa aşırı şişmanlayabildiğini vurgulayarak “Ayrıca tehlikeli gıdalar tüketerek zehirlenebilirler. Bu nedenle rahatsızlığın mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Bunun yanında eşlik eden başka uyku bozukluğu var mı diye araştırmak gerekli. Eğer uyku bütünlüğünü bozan uyku apnesi gibi bir bozukluk varsa mutlaka tedavi edilmelidir.” uyarısında bulundu.

Devamını Oku

Kalite kontrol, üreticilere ne gibi avantajlar sunuyor?

Kalite kontrol, üreticilere ne gibi avantajlar sunuyor?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kalite kontrol uygulamaları, başta üretim sektörü olmak üzere günümüzde hizmet, tekstil, ilaç ve havacılık gibi birçok alanda kullanılıyor.

Üretim hatalarının hemen tespiti için kalite kontrol sürecine sürekli olarak devam edilmesinin önemini vurgulayan uzmanlar, çok fazla sayıda hatalı ürün veya kötü hizmet durumu ortaya çıkması durumunda üretim veya hizmet sürecini iyileştirmek için iyi bir plan tasarlanarak uygulamaya konulması gerektiğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, kalite kontrol sürecinin doğru bir şekilde uygulanması durumunda firmalara üretimde maliyet azalması, müşteri memnuniyetinin artması, kaynakların etkin ve verimli kullanılması gibi avantajlar sağladığını ifade ediyor.

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Endüstri Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Enis Bulak, kalite kontrolünün endüstrideki yeri ve öneminden bahsetti.

Kalite kontrolü ve kalite güvencesi farklı kavramlar

Kalite kontrolünün üretilen bir ürünün veya sunulan bir hizmetin tanımlanmış kalite kriterlerine uygunluğunu sağlayan prosedürler dizisi olarak tanımlandığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Enis Bulak, “Ayrıca ürünü kullanan veya hizmeti alan müşterinin ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayan bir süreç olarak da tanımlanabilir. Diğer taraftan kalite güvencesi ile kalite kontrol terimleri birbirine benzeyen farklı kavramlardır. Kalite güvencesi, belirli gereksinimlerin bir ürün veya hizmet tarafından karşılandığına dair onayın alınmasını sağlarken, kalite kontrol bu unsurların fiili kontrolünü ve denetimini ifade ediyor.” dedi.

Başarısız ürünler için gerekli adımlar atılmalı

Dr. Öğretim Üyesi Bulak, ‘Bir kuruluş etkili bir kalite kontrol programı uygulamak için önce ürün veya hizmetin hangi spesifik standartları karşılaması gerektiğine karar vermelidir’ dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

“Daha sonra ise örneğin üretilen ürünlerden test edilecek birimlerin yüzdesinin tanımlanması gibi kalite kontrol aktivitelerinin kapsamı belirlenmeli. Bu aşamanın ardından başarısız olan birimlerin yüzdesi gibi ürüne ait gerçek veriler toplanarak sonuçlar üst yönetim ile paylaşılmalı. Başarısız olan ürünlerle bir sonraki aşamada tekrar karşılaşmamak için düzeltici ve önleyici faaliyetler tanımlanarak gerekli adımlar atılmalıdır. Örneğin, arızalı birimler tamir edilmeli, reddedilmeli veya sunulan servis müşteri tatmin oluncaya kadar ücretsiz olarak tekrarlanmalıdır. Çok fazla sayıda hatalı ürün veya kötü hizmet durumu ortaya çıkarsa üretim veya hizmet sürecini iyileştirmek için iyi bir plan tasarlanarak uygulamaya konulmalıdır. Son olarak, gerekirse iyileştirme çabalarının tatmin edici sonuçlar vermesini sağlamak veya yeni hataların hemen tespiti için kalite kontrol sürecine sürekli olarak devam edilmelidir. İstatistiksel süreç kontrolü, temel sorunların tespiti ve düzeltilmesi yaklaşımları, uygulamalarda sıkça kullanılan metotlar olarak öne çıkıyor.”

Kalite standartlarına uygunluk önemli

ISO 9001’de belirtildiği gibi kalite standartlarına uygunluğun kalite kontrolünün önemli bir parçası olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Enis Bulak, bu standartlara göre kalite kontrol üretim ve hizmet endüstrisinde odaklanılan 3 noktayı şöyle paylaştı:

– İşin yönetimi ve kontrolü, iyi tanımlanmış ve yönetilen süreçler, performans kriterleri ve kayıtların tutulması,

– Yetkinlik (beceriler, deneyim, nitelik ve bilgi),

– Personel, güven, motivasyon, kaliteli ilişkiler ve organizasyon kültürü gibi daha yönetimsel unsurlar

Bulak söz konusu maddelerle ilgili değerlendirmelerini şöyle paylaştı: “Bu üç noktadan herhangi biri bir şekilde eksikse, bu ister bir ürün ister bir hizmet olsun, çıktının kalitesinin düşmesi muhtemeldir. Kalite kontrol, sanayide ürünün müşteriye kadar ulaştırılmasının diğer bir adı olan Tedarik Zinciri Yönetimi’nde kritik bir rol oynuyor. Son kullanıcının eline hatalı bir ürünün gitmesini engelleyerek müşteri memnuniyetinin arttırılmasını ve sadakatin oluşmasına önemli derecede katkı sağlıyor.”

Birçok alanda kalite kontrol uygulamaları görülüyor

Kalite kontrolün üretim ve hizmet sektöründe sıkça uygulandığını belirten Bulak, “İlaç sektöründen, tekstil sektörüne veya havayolu şirketlerine kadar birçok alanda kalite kontrol uygulamaları mevcut. Kalite kontrol sürecini doğru bir şekilde uygulayan firmalar üretimde maliyet azalması, müşterilerin memnuniyetinin arttırılması, kaynakların etkin ve verimli kullanılması ve sonucunda daha rekabetçi bir organizasyon olma noktasında rakiplerine oranla büyük avantajlar sağlıyor.” dedi.

Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Enis Bulak, kalite kontrolün kullanıldığı alanlara ilişkin örneklerini şöyle paylaştı:

– Ürün kalitesi (boyut, büyüklük, renk),

– Etiketlemenin doğruluğu,

– Süreçlerin kontrolü (satın alma, üretim, tedarik zinciri),

– Paketlemenin uygunluğu,

– Montaj hattındaki parçaların birbirleriyle uygunluğunun kontrolü,

– Hizmeti sağlayan kişilerin uygun eğitimden geçmesi,

– Havayolu şirketlerinde verilen hizmetle ilgili müşteri problemlerine çözümlerin sağlanması gibi alanlarda Kalite Kontrol uygulamaları mevcuttur.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.